ÇOCUKLARIMIZA ALLAH’I NASIL ANLATACAĞIZ?


takkeli çocukÇocuklar, hikâye ile anlatılan konuları daha kolay ve daha istekli öğrenirler. Allah’ı ve sıfatlarını öğretirken, Lokman aleyhisselam ile oğlu arasında geçen konuşmaları hikâye şeklinde anlatabiliriz. Ben çocuklarıma Peygamberimizi anlatırken, çocukları ne kadar çok sevdiğini, torunları Hz. Hasan ve Hüseyin efendilerimizden ve kızı Fatıma anamızdan örnekler vererek hikâye şeklinde anlatmıştım.
Yazının devamını oku »

Çocuğunuzun Her Dediğini Yapın !


“Sorumsuz Bir Yetişkin Olması İçin
Çocuğunuzun Her Dediğini Yapın!”

Bir çocuğun, alışveriş merkezinde her gördüğünü almak için kendini yerden yere atması, bir kız çocuğunun, bir dolap dolusu çeşit bebeğinin bir benzerini aldırmak için annesini başının etini yemesi, bir gencin, daha bir hafta önce aldığı ayakkabının farklı bir modeli için odasına kapanması, hepimizin yaşadığı veya şahit olduğu bir olaydır.
 Yazının devamını oku »

EVLATLARIMIZDAN ŞİKâYET ETMEYE HAKKIMIZ VAR MI?


Anne-baba katili çocuklar

Birkaç sene önce Ankara’da bir aile faciası yaşanmıştı. Genç bir kız, sevdiği erkekle evlenmesine karşı çıkan ailesini öldürmek için bir plan yaparak, evin anahtarını sevdiği erkeğe vermiş; genç erkek de anahtarla eve girerek, evde bulunan anne babayı öldürmüş, kız da ablasını öldürmüş ve bu olay sonunda üç kişinin canına kıyılmıştı. Sevdiği erkek uğruna annesini babasını öldürten ve ablasını da kendi öldürerek ailesinin katili olan bir genç kız vahşeti yaşanıyordu.

Diğer bir olay da yine yıllar önce Bursa’da yaşanmıştı. Borca giren erkek evlat, borcunu ödeyebilmek için şeytanî bir plan yapmış; anne ve babasının öldürtüp miraslarına konarak borcunu ödemeyi düşünmüştü. Sonrasında, kiralık bir katil tutarak, anne ve babasını öldürtmüş ve ölen anne babasının cenazesinde sahte gözyaşları bile dökmüştü. Polisin büyük başarısıyla olay sonradan aydınlığa kavuşturulmuş; anne ve babanın ölümüne azmettiren katil evlat tutuklanmıştı.

Bu iki olay sadece birer örnek… Daha bunlar gibi her gün onlarca olay yaşanıyor; anne ve babasını öldüren, yaralayan, sokağa atan, arayıp hatırını sormayan, ihtiyaçlarını gidermeyen hayırsız evlat örneklerini, ne yazık ki medyada her gün görmek ve duymak mümkün.
Etrafımızdaki insanlara ve komşularımıza kulak verdiğimiz zaman, birçok insanın, evlatlarının hayırsızlığından ve kötülüğünden şikâyet etmekte olduğunu görürüz. Hatta bu yüzden yataklara düşen, hastalanan birçok ebeveyn görmekteyiz. Hayırlı bir evlat, anne ve baba için en büyük nimet olabilirken, hayırsız bir evlat da anne ve babası için en büyük düşman olabilmektedir.
Yazının devamını oku »

EŞİNİ KAZANMAYI BİL, YOKSA…


Haram; pis, çirkin ve sonu hüsrandır!

Şimdilerde iki genç insan birbirlerini sevip evleniyorlar. Bir zaman sonra çocukları da oluyor, ne güzel. Fakat iki taraftan da kaynaklanan bazı nedenlerden dolayı, bir zaman sonra birbirlerinde aradıklarını bulamamaya başlıyor; haramı güzel ve lezzetli gösteren şeytanın oyununa geliyorlar.

Birbirlerine söyledikleri güzel aşk sözcükleri, yerini hakaretlere bırakınca herkes bu duygularını, başka yerlerde başka kişilerle gidermenin peşine düşüyor maalesef. Birliktelikleri işkenceye dönüşüyor, birbirini seven iki insanın. Öyle bir raddeye geliyorlar ki bir zaman devam eden zoraki birliktelikten sonra, evlilik hayatları hüsranla sonuçlanıyor…
Yazının devamını oku »

NASIL BİR MÜSLÜMANIZ?


Lakayt mı, gevşek mi, marka Müslüman’ı mı?

Her şey, önem verdiğimiz derecede bizim olur. Önemsemediğimiz bir konuda başarılı olmak mümkün mü? İnsan, ehemmiyet vermediği konuyu unutur, ihmal eder, savsaklar.

Bu çerçevede Bediüzzaman Hazretleri, “Tabiatı ilahlaştırmayı nasıl reddediyorsam, unutmayı da aynen öyle reddediyorum” der. Doğru değil mi? Eğer unutuyor, ihmal ediyorsak, önem vermiyoruz demektir.

Neye önem veriyorsak onu ihmal etmez, unutmaz, üzerinde titizlikle dururuz. Dini görevlerimizdeki gevşeklikte bundan kaynaklanıyor işte! Dini görevlerimizi önemsemiyoruz. Çünkü yapılması gerekenlerin, ne derecede gerekli ve hatta hayati olduğunu bilmiyoruz!
Emir ya da yasak, gerçekten dini ise o aynı zamanda hayatidir. İnsan olarak kalabilmemizin olmazsa olmaz şartı, İlahi kurallara uymaktır. Din, hayatın hayatıdır. Yaratılış çizgimizi bozmadan yaşayabilmek için “İnsaniyet-i Kübra” olan İslamiyet’e tabi olmak mecburiyeti vardır. Bu mecburiyet göz ardı ediliyorsa orada ya bilgisizlik vardır, ya da irade eksikliği.
Yazının devamını oku »

EVLİLİK FEDAKARLIK İSTER


Evlilik, erkeği de hanımı da dış dünyanın zorluk ve tehlikelerine karşı koruyan bir zırhtır. Aile ise sağlık ve dengeli gelişmeleri için şart olan bir ortamdır. Özellikle dış tehlikelerin büyüdüğü, rekabetin arttığı, insanların birbirine daha acımasız davrandığı günümüzde, ailenin, aile fertlerinin birbirine bağlılık ve dayanışmalarının önemi daha da artmıştır.
Yazının devamını oku »

ANNE VE BABAYA HİZMET, NAFİLE İBADETTEN ÜSTÜNDÜR


Dinimiz İslam’da, anne babaya iyilik ve ihsan, evlât üzerine farzdır, onlara isyan etmek ise haramdır.

Gerek Kur’anı Kerim’de, gerekse hadislerde, çoğunlukla Allah’a kulluk görevinin hemen ardından, anne babaya karşı saygılı olma ve iyi davranmanın bir görev olduğuna dikkat çekilir.

Nitekim Bakara Suresi’nin 83. ayetinde İsrailoğullarına yüklenen ve uyacaklarına dair söz (misak) alınan, sekiz konudaki görevler sıralanırken, en başta, yalnızca Allah’a kulluk, ikinci olarak da anne babaya iyilik etme vazifesi zikredilmiştir.
Yazının devamını oku »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 69 takipçiye katılın